ÖNDERİMİZ
BÜTÜNLEŞTİK...

YEREL-İŞ SENDİKASI OLAGANÜSTÜ GENEL KURULUNDA OY BİRLİĞİYLE TÜM YEREL-SEN'E KATILIM KARARI ALINDI.



devamı

AKP Siyasi İktidarının politikaları içte ve dışta çökmüştür.AKP Siyasi İktidarı Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Amerika-Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri ABD-AB'nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri ABD-AB 'dan almaktan vazgeçmelidir. Hangi istiklal vardır ki, ABD-AB nın nasihatleriyle, ABD-AB nın planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir! Son günlerde Türkiye genelinde yaşanan olaylar dikkatle, kaygıyla izlenmektedir.Son süreçte Emperyalizmin masum insanlara-onların toprak bütünlüğüne-doğal kaynaklarına-emeklerine ve emekçilerine saldırılarıyla, Mısırda, Cezayir'de, Libya'da, Irakta, Suriye'de, Kobani’de yaşanan insanlık dramına ve sınırımızdaki IŞİD- PKK varlığına kayıtsız kalınamayacağı açıktır. Ancak; IŞİD, PKK, Hizbullah, terör örgütünün sergilediği vahşet bugün başlamayıp, yıllardır devam etmektedir. PKK terörünün masum çocukları katletmesine, Kurum ve kuruluşlarımıza saldırılarına, Okulları yakmasına, Sanayi tesislerini bombalamasına, Bayrağımıza saldırısına, 30 bin insanımızı canına, ülkemizin milyarlarca dolar kaybına sebeb olmasına, Emperyalizmle ve feodalizm ile yıllardır açıkça işbirliği yapmasına yıllardır ses çıkarmayan içimizdeki hainler;  Kobaniyi bahane ederek, kalkışma senaryolarının provalarını yapmakta, şehirlerimizi yakıp-yıkmakta, Atatürk büst ve heykelleri ile bayrağımıza alçakça saldırılar düzenlemektedirler. Çirkin olan bu ülkenin kurumları olduğunu iddia eden kimi "Kuruluşlar-Sendikalar-Konfederasyonlar" bu alçakça saldılara destek verebilmektedir.  Eylemler gericidir ve ırkçıdır, İnsani olsa, Telaferde yaşayan 400.000 Türkmene IŞİD saldırısı olduğu ve Türkmenler vahşice öldürüldüğünde bu ırkçı, mezhepçi, sahte solcu, sarı sendikacılardan, emperyalist maşalardan neden hiç ses çıkmadı?   PKK’lılar ve destekçileri, İŞID’la aynı kafa yapısında olan Vandallardır. Hiç kimse bu Vandalların aynı İŞID gibi bebekleri, kadınları ve yaşlıları katlettiğini unutmadı. Kurucu ve kurtarıcımızın başta olmak üzere bütün değerlerimize saldıran bu eli kanlı teröristlerle müzakere ederek onları şımartanlar da PKK’nın suç ortağı olduğu unutulmamalıdır. Kobani'de yaşanan dramın, ülke içinde şiddet yoluyla dışa vurulmasını ve ülkemizin eski karanlık günleri anımsatan manzaralara sahne olacak şekilde can kayıpları yaşanmasını, ortak değerlerimiz olan Atatürk büst ve heykelleri ile bayrağımıza yapılan çirkin saldırıları, eğitim kurumlarına kadar uzanan yakıp yıkma eylemlerini Tüm Yerel-Sen olarak şiddetle kınıyoruz. Sınırımızda insani olarak üzüntü ile izlediğimiz bütün bu gelişmeleri; Ülke menfaatlerimiz - ülke bütünlüğümüz - doğamız - insanımız önceliklerimiz olmak üzere siyasi İktidar tarafından dikkatle değerlendirilmesini ve vatandaşımızı iç ve dış terör ve  şiddetten koruyacak tedbirlerin demokratik ilke ve teamüller çerçevesinde derhal hayata geçirilerek, ülkemizi kardeş kavgasına sürükleyen karanlık projelere seyirci kalınmadan derhal müdahale edilmesini bekliyoruz. Tüm Yerel-Sen olarak; tüm toplum kesimlerini ve tüm kurumları sağduyulu olmaya, her türlü şiddet eylem ve söylemine karşı durmaya, sorumlu davranmaya ve provokasyonlara karşı dikkatli olmaya davet ediyoruz.   Karanlık oyunlara gelmeyeceğiz...

devamı

Ankara Büyükşehir Belediyesinde yapılan sürgünlerle ilgili yürüttüğümüz hukuk mücadelesi zaferle sonuçlandı.Yapılan İşlemin Haksız ve Hukuksuz olduğuna karar veren T.C.ANKARA 7. İDARE MAHKEMESİ  ; Ankara Büyükşehir Belediyesince yapılan görevlendirilmenin geçici görevlendirme mahiyetinde bir işlem olduğu, ancak dava konusu görevlendirme işleminde görevlendirmeye ilişkin her hangi bir süre öngörülmediği, bu durumun geçici görevlendirme müessesesinin niteliği ile bağdaşmadığı ve geçici görevlendirmenin şartlarının gerçekleşmediği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. Öte yandan dava konusu işlemin geçici görevlendirmeye ilişkin olması nedeniyle uygulanması halinde telafisi imkansız zararlara sebep olabileceği de açıktır. Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin, uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına oybirliğiyle KARAR VERİLMİŞTİR.

devamı

EMEK SÖMÜRÜSÜNÜN OLMADIĞI, ADALETİN ve BARIŞIN HAKİM OLDUĞU, SEVDİKLERİNİZİN YANINIZDA OLDUĞU,ÇOCUKLARIMIZIN SAVAŞA KURBAN VERİLMEDİĞİ, İNSAN ve DOĞA ODAKLI BİR DÜNYADA; SAĞLIK, MUTLULUK ve BAŞARI DOLU NİCE BAYRAMLAR DİLERİZ.  

devamı

Bu savaş emekçilerin ve halkımızın yararına değildir Savaşa sürükleniyoruz… BOP emperyalist planı IŞİD zalimliğiyle örtülmeye çalışılıyor… Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 1 Ekim 2014’de başlayacağı yeni yasama yılına Irak ve “Suriye tezkereleri” ile başlayacak. “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması için Hükümet’e yetki verilmesine ilişkin başbakanlık tezkeresi”nin süresi 2 Ekim’de bitiyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu; “Muhtemelen Suriye ve Irak ile ilgili tezkereleri yarın iki ayrı şekilde Meclis’e göndereceğiz” dedi.  BÖLGEMİZDE NELER OLUYOR? ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin Türkiye’ye yaptığı ziyaretler sonrası yaptığı açıklamalar ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyareti sonrası yüz seksen derece değişen konuşmalarına bakınca savaş tamtamları çalındığını ve Türkiye’nin bu savaşın cephe hattına sürülmek istediği anlaşılıyor. Bu açıdan Birleşik Kamu İş olarak 2 Ekim’de TBMM’de görüşülecek olan tezkere konusunda dikkatlı ve duyarlı olmak zorundayız. Bu tezkereler 2003 yılında TBMM’de reddedilen ve “1 Mart Tezkeresi” olarak anılan tezkere kadar bölge ve ülkemizin geleceği için yaşamsal önemdedir. IŞİD’ın Suriye ve Irak’ta Alevi ve Şiilere, Araplara, Türkmenlere, Ezidilere ve Kürtlere karşı dünyanın gözü önünde giriştiği saldırı ve katliamlar büyük boyutlara ulaştı. Bu saldırıların durdurulması için demokrasi ve insan hakları konusunda duyarlı  ilerici-devrimci bütün emekçi kesimler mücadele etmeli. Ancak bunu yapabilmek için bölgemizde meydana gelen gelişmelerin uluslararası boyutunu da görmeli ve bu bütünlüklü değerlendirmeye göre tavır almalıdır. Öncelikle ABD emperyalizminin, on-onbeş yıldır gerçekleştirmeye çalıştığı -kısmen de mesafe aldığı- GBOP’ni (Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi) bu son krizi de bahane ederek yeniden ele almayı ve ilerletmeyi amaçladığını görüyoruz. Emperyalist blokun, Suriye yönetimine ve Irak’ta Maliki’ye karşı destekledikleri IŞİD’in Irak’ta ve Suriye’de GBOP’un normal ilerleyişini bozacak sonuçlar yaratmaya başlaması ve özellikle de petrol kuyularını ele geçirmesi üzerine uluslararası emperyal amaçlı büyük bir koalisyon kurmaya başladılar. ABD’nin başını çektiği bu koalisyon son haftalarda bölgede yaşanan sorunları bu politikanın pratiğe geçirilmesi için kullanmak istemektedir. TEZKERE”LERE NEDEN GEREK DUYULUYOR? ABD emperyalizmi, bölgede cereyan eden katliamları, saldırıları, göçleri, ölümleri, insan haklarıgirişimlerini koalisyon çalışmalarını, silahlandırma faaliyetlerini yaptığı planlar doğrultusunda şekillendirmeye ve yönetmeye çalışmaktadır. Irak ve Suriye’deki gelişmeler bahanesiyle, Batı’da koparılan velvelenin ardında yatan asıl neden budur. Madem insan hakları ve barış için saldıracaklar, emperyalist Irak işgali ve Suriye’de iç savaş çıkarılması sonucu doğan bu kanlı iç savaşlarda çoğu ülkemize göç etmek zorunda kalan yüz binlerce bebek ve çocuğun sağlık, eğitim gibi insani hakları konusunda tek bir toplantı yapmamakta, tek bir sent bile niçin harcamamaktadırlar! Onların derdi IŞİD’in saldırılarını bahane ederek bölgeyi on yıllarca kana bulayacak planlarını uygulamaya sokulmasına ortam hazırlamaktadır. İşin özeti, kurulacak emperyalist Koalisyon ile bölge GBOP doğrultusunda şekillendirilecektir. Bu emperyalist Koalisyon, Birinci Paylaşım Savaşından sonra bölünen Ortadoğu’yu iki-üç kat daha fazla bölmeyi hedeflemektedir. Parçalanmış olan Suriye ve Irak’ın her biri üçe bölünerek ve bunların bazılarını kendi aralarında birleştirerek ilk elde dört yeni devlet ortaya çıkarılacaktır. TÜRKİYE’NİN GELENEKSEL ORTADOĞU POLİTİKASI Görüldüğü üzere Ortadoğu’nun şanına yakışacak biçimde oyun içinde oyun vardır. Türkiye Cumhuriyeti büyük bir emperyalist savaş sonucu yaşanmış fiili işgale karşı kuruldu. Kurucu kadrolar Arap çöllerinden Balkan dağlarına kadar her yerde savaşırken emperyalistlerin gerçek yüzünü de tanıma olanağı bulmuşlardı. Bunun için Ortadoğu konusunda yaşadıkları deneyimlerle çok dikkatli davranmışlardır. Türkiye’nin geleneksel politikası işte oldukça pahalı bu deneyim sonucu “Ortadoğu’da ülkelerin iç işlerine asla karışmama” olarak belirlenmiştir. Eğer bugün ülkemiz savaşa sürükleniyorsa, bu geleneksel deneyimi yok sayan “Osmanlıcılık”, yeni imparatorluk söylemleriyle emperyalizmin yönlendirmesi altında,on yıldır ibretle izlediğimiz politikaların geldiği en son noktadır. Alavere dalavere Türkler cepheye kararına hayır diyoruz. Ülkeyi bölme hevesindeki PKK’nin emperyalist cepheyle ittifakı, Batı kamuoyunda Türkiye için IŞİD’e destek veren terörist ülke söylemlerinin arttığı dikkate alındığında böyle bir savaştan nasıl çıkacağımız belli değildir. Değil bu savaşa fiili olarak katılmak, İncirlik üssünün kullandırılması bile cinayetle eşdeğerdir. Emperyalistlerle savaşa giren ve savaş sonucu topraklarının yarısını kaybeden Osmanlı örneği önümüzdedir. Savaş tamtamlarının çaldığı bu karanlık günlerde, Birleşik Kamu İş olarak “Tezkere” konusunda TBMM üyelerini ve halkımızı dikkatli olmaya çağırıyoruz. Bilinmelidir ki emekçilerin emperyalist savaşa gönderecek çocukları yoktur. Mecliste tezkereye evet diyecek vekiller kendi çocuklarını cepheye göndereceklerse evet desinler; halkın çocukları üzerinden emperyalist savaşa destek olanları tarih affetmeyecektir. Atatürk’ün yurtta barış dünyada barış ilkesi esas alınmalı, emperyalizmin maşası konumuna ülke sürüklenmemelidir. Bu savaş emekçilerin ve halkımızın yararına değildir. Bu nedenle, Tüm Yerel-Sen ve Birleşik Kamu-İş olarak  "Emperyalist savaşa hayır!"  diyoruz.

devamı

Haftanın yedi günü günün yirmi dört saati gece-gündüz demeden, bayram nedir bilmeden kentin huzuru için fedakârca çalışan zabıta emekçisi arkadaşlarımıza ne yazık ki yine bir bayram öncesinde sopa ve odunlarla saldırıda bulunulmuştur. İzmir Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı’nda görevli hazır ekipte çalışan zabıta arkadaşlarımızın; Buca’da bulunan balık halindeki transpaletlerden (elle çekilebilen taşıma aracı) izinsiz olarak kullanılanları toplamalarının ardından, yolda önleri kesilmiş, sopa ve odunlarla darp edilmişlerdir. Amaçları sadece kendilerine verilen görevi yerine getirmek olan zabıta emekçileri; sabah saatlerinde Buca Balık Hali’nde izinsiz olan transpaletleri faaliyetten men etmek ve yediemin olarak el koymak suretiyle depoya kaldırmak istemiş ve bu işlemler sırasında da hal esnafı tarafından “Size gününüzü göstereceğiz. Yolda önünüzü kesince göreceksiniz.” gibi ifadelerle tehdit edilmişlerdir. Arkadaşlarımız tehditlere boyun eğmeyerek görevlerini yapmışlardır. Dönüş yolunda hale çok uzak olmayan bir yerde arkadaşlarımızın önü; hal esnafı ile civarda bulunan ve bayram dolayısıyla kurbanlık hayvan satmak için çevredeki arazileri mesken tutan akrabaları tarafından kesilmiştir. İşin ilginç yanı bu yol kesme sırasında arkadaşlarımızın yanında onlara eşlik eden, 3 kişiden oluşan jandarma ekibinin de olmasıdır. Gündüz vakti askerin de bulunduğu bir ortamda 40-50 kişi oldukları ifade edilen bu şehir eşkıyaları, göstere göstere 12 arkadaşımıza sopalarla, odunlarla başlarına ve vücutlarının çeşitli yerlerine vurarak onları darp ediyor ve asker havaya, uyarı ateşi bile açmıyor. Zabıta araçları paramparça oluyor. Yaralanan arkadaşlarımız Eşrefpaşa, Tepecik ve Göğüs Hastalıkları hastanelerine kaldırılıyorlar. Kadir YILDIZ, Tuncay KARABAYIR isimli arkadaşlarımız başlarından ve göğüslerinden yara aldıkları için gün boyu müşahede altında tutuluyor. Diğer yandan, arkadaşlarımızın çoğu bayrama vücutlarındaki morluklarla giriyor. Bu ilk değil ve son da olmayacak. Zabıta emekçileri hemen her zaman görevleri sırasında; hakarete uğruyor, şiddete maruz kalıyor, yaralanıyor, sakat kalıyor ve hatta ölüyorlar. Oysa zabıtalık hala bir meslek olarak görülmüyor ve masa başındaki memurla aynı statüde değerlendiriliyor. Bu kadar olaya rağmen, zabıta emekçilerine yıpranma hakkı verilmiyor. İlgili mevzuatlar zabıtaya birçok görev yüklüyor. Ancak yetki verilen zabıtalara bunu kullanma gücü tanınmıyor. Bilindiği üzere 1956 yılından sonra polisin yaptığı birçok görev zabıtaya devredildi. Fakat zabıtanın bu yetkileri nasıl güç ve yaptırım kullanarak kullanacağı düşünülmedi. Bu kangrenleşen sorunun sonucunda; zabıtalar can güvenliğinden yoksun şartlarda, çalışma ve yaşama koşullarına itildi. Öncelikle mevcut AKP iktidarına düşen görev; ilgili güvenlik tedbirlerini alarak zabıtaların can güvenliğini sağlamaktır. Öte yandan, sokaklarda elverişsiz ortamlarda çalışan bu arkadaşlarımızın gecikmiş olan yıpranma haklarını yasalaştırarak, ekonomik anlamda insanca yaşayabilecekleri ücrete kavuşmalarını sağlamaktır. Bu olayda işin diğer boyutu ise; Zabıtanın başındaki yöneticilerin zabıta emekçisi arkadaşlarımızı görevlendirirlerken yaşanmış olaylardan dersler çıkararak arkadaşlarımızın can güvenliği başta olmak üzere gerekli tedbirlerin alınarak yönlendirilmelerini sağlamak olmalıydı. Zabıtada görevli idarecilerden, memur arkadaşlarımıza duygudaşlık anlayışıyla yaklaşmalarını istemekle beraber; üstlerinin emirlerini uygularken onlara bu emiri verenlerin zabıta olmadığını unutmamasını ve altında çalışan zabıta arkadaşının yaşadığı zorlukları aklından bir kez daha geçirmesi gerektiğini hatırlatmak istiyoruz. Tüm Yerel-Sen olarak, zabıta emekçilerinin haklı mücadelesini her daim savunacağımızın inanç ve karalılığıyla; zabıta arkadaşlarımıza karşı bayram öncesi gerçekleştirilen bu saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Sorumlularının bir an önce yakalanarak onlardan yargı önünde hesap sorulmasını bekliyoruz. Yaralan zabıta emekçilerimize acil şifalar diliyor, tüm zabıta teşkilatında alın teri döken arkadaşlarımıza ve ailelerine iyi bayramlar diliyoruz. Dr. Hakan KIRAN TümYerel-Sen İzmir 1 Nolu Şube Başkanı

devamı

6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Kanun’un yürürlüğe girmesi ile birlikte; bankaların kredi dosya masrafı adı altında bizlerden almış olduğu ücretler geri alınabiliyor. Şube yönetim kurulumuz yaptığı toplantıda; bu konuda üyelerimize yardımcı olunması ve mağduriyetlerin önlenmesi kararını almıştır. Sendikamız avukatı Sayın Burak ÇELEBİCAN’ın hazırladığı dilekçeler internet sitemizin ana sayfasında bulunan duyurular bölümünden temin edilebilir. Dikkat edilmesi gereken hususlar: 1-    Kredi Masrafı 1000 ile 2000 TL arasında olanlar; ikametlerinin bulunduğu ilçe kaymakamlığındaki Tüketici Hakem Heyetine 2-    Kredi Masrafı 2001 ile 3000 TL arasında olanlar; bulundukları valiliğin Tüketici Hakem Heyetine 3-    Kredi masrafı 3000 TL’nin üzerinde olanlar ise; sendikamız TİS Hukuk Sekreteri ile görüşerek, Avukatımız aracılığıyla Tüketici Mahkemesine başvuracaklardır.   BİLGİ - İLETİŞİM: Şube Tis-Hukuk Sekreteri Hüseyin ÇATAKOĞLU : 0536 876 01 86 e-posta: catakoglu_66@hotmail.com

devamı

Sendikamız TümYerel-Sen'in kuruluşuna öncülük edenlerden ve sendikamız Genel Merkez Yönetim Kurulu üyesi Nurcihan ÖZER Konak Belediyesi Başkan Yardımcısı oldu. Emek mücadelesinde bir kadın olarak; kamu emekçilerinin hak ve çıkarlarını korumak adına büyük özverilerde bulunan Genel Eğitim,Basın-Yayın Sekreterimiz Nurcihan ÖZER'i yeni görevi dolayısıyla İzmir 1 ve 2 Nolu şube yönetim kurulları olarak ziyaret ettik. Şube Başkanlarımız Dr. Hakan KIRAN ve Tamer Yiğit GÜLER ile birlikte, yöneticilerimiz Özkan FELEK, Tarık CUCUNEL, Hüseyin ÇATAKOĞLU, Bülent TOSUN ve Bilal ALTINER'in gerçekleştirdiği ziyarette konuşan başkanlarımız; “Emek mücadelesinden gelen içimizden birinin, bu göreve getirilmiş olmasından son derece mutluyuz. Emeğin ve emekçinin sorunlarını bilen biri olarak belediye çalışanlarıyla dayanışma içerisinde başarıyla çalışacağınıza inanıyoruz” dediler. Nurcihan ÖZER’de “Dün olduğu gibi bugün de, yarın da emek ve demokrasi mücadelenizde yanınızda olacağım. Bu anlamlı ziyaretiniz için çok teşekkür ederim. Konak Belediyesi Başkanımız Sayın Sema PEKDAŞ’a da bu anlamlı görevi bana layık gördüğü için şükranlarımı sunuyorum. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Saygıdeğer Zübeyde Hanımefendi bizlere bir kadının dünyayı değiştirebildiğini en iyi gösterendir. Bu anlayışla Konak’ta kadınların neleri değiştirebildiğini yapacağımız hizmetlerle ortaya koyacağız” ifadesini kullandı. TümYerel-Sen ailesi olarak; emeğin en yüce değer olduğunu biliyor ve en kutsalının da kadınların eliyle şekilleneceğine inanıyoruz. Bu duyguyla Genel Merkez yöneticimiz, Sayın Nurcihan ÖZER’e yeni görevinde başarılar diliyor ve her daim yanında olduğumuzu bildiriyoruz.

devamı