ÖNDERİMİZ
BÜTÜNLEŞTİK...

YEREL-İŞ SENDİKASI OLAGANÜSTÜ GENEL KURULUNDA OY BİRLİĞİYLE TÜM YEREL-SEN'E KATILIM KARARI ALINDI.


Ermenek'te 18 madenci yaşam mücadelesi veriyor, katiller Saraylarda keyfi sefada. Soma'da resmi sayıyla 301 madencimizin katledilmesinin üzerinden henüz beş buçuk ay geçmişken, bu defa Ermenek'te 18 madencinin yaşamlarının katledilmesiyle karşı karşıyayız. Karaman Ermenek’te rödovans sistemi ile faaliyet gösteren bir madende yaşanan "su baskını" nedeniyle 18 işçi mahsur kalmış, olayın üzerinden saatler geçmesine rağmen madendeki işçilere hala ulaşılamamıştır. Yerin 375 metre altından yaşam çıkartan işçilerin yaşadıkları, kapitalist sömürünün ve işçi sınıfı üzerindeki yağmanın yeni bir örneğini veriyor. Bu düzenin, kapitalist sömürü ilişkilerinin, emek ve işçi sınıfı üzerindeki bu sömürü mekanizmasının böylesi bir sonuç doğurması ve benzeri olayların sık sık yaşanması asla bir tesadüf olamaz. Kuşkusuz siyasal iktidar, bu acımasız sömürü düzenini besleyebilmek için kendisine kalkan oluşturduğu başka sömürü alanları oluşturmaktadır: Bir taraftan piyasanın acımasız koşulları derinleştikçe öteki taraftan din sömürüsü de derinleşmektedir. Bir başka deyişle din sömürüsü sınıf sömürüsünü kamufle etmektedir. Özetle, özelleştirme ve sömürü arttıkça dinsel sömürü de artmaktadır. AKP siyasal iktidarı kendisini yaşatabilmenin üç temel koşulunu oluşturmakta ve devamlılığını sağlamaya çalışmaktadır. Bunlardan ilki "işsiz yığınlar" oluşturulması ve çalışan ücretli kesimlerin yedeklenmesidir. İşsizler, emekçiler üzerinde bir tehdit olarak kullanılmaktadır. Emekçilere, "çalışma koşullarını ve ücretlerini beğenmiyorlarsa" yerlerine daha düşük ücretlerle çalışacak "işsizlerin" olduğu söylenmektedir. İkincisi, işçi sınıfının esnek ve güvencesiz çalıştırılmasıdır. Sendikalı olmayı zorlaştırmak bunun en önemli yollarından biridir. Diğer yolu da var olan sendikaları hükümet-devlet destekli bir güdümleme altına alma çabasıdır. Yazık ki ülkemizde hükümet destekli sendikalar AKP iktidarında palazlanmış ve ücretli kesimin büyük bölümüne hükmeder duruma gelmiştir. Öte taraftan kendisine solculuk yakıştıran diğer bir kesim ise politik bir sapmanın içine gömülmüş görünmektedir. AKP siyasal iktidarının üçüncü hamlesi de, işçi sınıfı arasında bölünmeler yaratmak ve ücretli emeği basamaklandırmaktır. Kimi zaman bu basamaklandırma ücretler arasında orantısızlık yaratarak gerçekleşmekte kimi zaman da bir takım sıfatlar verilmesi yoluyla yaratılmaktadır. İşçi sınıfının arasındaki bu basamaklandırma onların türdeşliğini bozan yapay bir algı oluşturmakta ve birlikte hareket edebilmelerini engelleyen bir anlayışı yerleştirmektedir. Oysa ücretli emeğin hepsi bir bütündür. İşçi sınıfı, üretim araçlarının mülkiyet hakkının dışında kalan kesimdir ve çıkarları ortaktır. Türkiye, işçi sınıfı üzerindeki sömürünün her gün daha fazla derinleştiği günleri tekrar tekrar yaşıyor. İşçilerin kanından beslenen sömürü düzeni, işçilerin çalışma koşullarını tam bir cehenneme çevirmiştir. İşçilerimizi böylesine zor şartlar altında yaşatan düzeni, bu düzenin yöneticilerini ve destekçilerini lanetliyoruz. Binlerce çalışanın iş kazalarında ölümüne seyirci kalan, çıkarttığı kanunlarla İş kazaları sonucu ölümlere zemin hazırlayan, gerekli devlet kontrollerini yaptırmayarak binlerce işçinin iş kazası bahanesiyle ölümüne sebeb olan, bunca beceriksizliğin tüm sorumlusu AKP siyasal iktidarı ve onun çalışma Bakanı Faruk ÇELİK'tir.Özellikle son yıllarda yaşanan ve her yıl ortalama binden fazla işçinin hayatını kaybetmesine, on binlercesinin iş göremez derecede yaralanmasına yol açan karanlık tabloyu “iş kazası” diyerek geçiştirmek artık mümkün değildir. Tüm Yerel-Sen olarak bütün bu yaşananlara rağmen durumdan vazife çıkartmayan Çalışma Bakanı Faruk ÇELİK'i kınıyoruz ve derhal istifaya davet ediyoruz. Tüm Yerel-Sen olarak; Ermenek'te 18 madencinin yaşam mücadelesinden başarı ile çıkması için dua ediyoruz.

devamı

devamı

“Türk milleti! Ebediyete akıp giden her 10 senede, bu büyük millet bayramını, daha büyük şereflerle, saadetlerle, huzur ve refah içinde kutlulamanı, gönülden dilerim. Ne mutlu Türküm diyene!”  diyen büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ün vasiyetine sahip çıkarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 91. Yıldönümünü tüm ülkemizde coşkuyla kutluyoruz. Çağdaş, demokratik ve laik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti, Türk ulusunun birliği, beraberliği, mücadele azmi ve bağımsızlığına düşkünlüğüyle, yokluklar içinde verilen bağımsızlık savaşının sonucunda kurulmuştur. Türk ulusu, ümmetçilik yerine ulusçuluğu, kulluk yerine yurttaşlığı, gericilik yerine çağdaşlığı seçmiştir. Ancak bugün demokrasiyi amaç değil, kendi ümmetçi anlayışlarını gerçekleştirmek için araç olarak gören zihniyet işbaşındadır. Bu zihniyet emperyalist güçlerin de desteğiyle, Lozan Antlaşması’yla elde edilen kazanımları bugün pervasızca yok etmeye çalışmaktadır. Cumhuriyetin temel nitelikleri tartışmaya açılmakta; üniter devlet yapısı hedef alınmakta; başta Öğretim Birliği ilkesi olmak üzere devrim yasaları çiğnenmekte; Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda oluşturulan çağdaş bilim ve eğitim hedefi terk edilmekte; Türkiye, bir karanlığa doğru sürüklenmektedir. 90 yıl önce Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu içlerine sindiremeyen emperyalist güçler, bugün taşeron terör örgütleriyle ülkemizi bölmeye çalışmaktadır. Emperyalizmin bir dediğini iki etmeyen siyasi iktidar ise ülkeyi bölmeye çalışan terör örgütüyle müzakere masasına oturmakta, mutabakatlar imzalanmaktadır. Ülkemiz, başta Ortadoğu olmak üzere her taraftan ateş çemberiyle kuşatılmıştır. Komşularımızla sıfır sorun diye yola çıkan siyasal iktidar, emperyalist güçler ve onların dünyayı paylaşma hırslarının taşeronluğunu yaparak ülkemizi büyük bir savaşın eşiğine getirmiştir. Ulusal Kurtuluş Savaşı’yla emperyalizme diz çöktürmüş olan bu topraklar emperyalizmin üssüne dönüştürülmüştür.  Bugün özgürlüğümüz ve bağımsızlığımız, birlik ve bütünlüğümüz tehdit altındadır. Bu tehdidi yaratanların eşbaşkanı olduğunu iddia eden AKP siyasi iktidarı milletimizin birliğini ve yurdumuzun bütünlüğünü tehdit altına sokmuştur.  Ülkemizde mezhepci ve ırkçı söylemler geliştiren, insanımızı inançlarına, ırklarına hatta cinslerine göre kategorilere ayırıp, biri birine düşman eden,  Uyguladığı politikalarla iç ve dış huzurumuzu bozan AKP siyasi iktidarı derhal istifa etmelidir. Bizler; Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “en büyük devrimim” dediği laik Türkiye Cumhuriyeti’ne içten ve dıştan yönelebilecek tehditlere karşı, bugün her zamankinden daha dikkatli ve uyanık olmak zorundayız. İçten ve dıştan gelen gerici, bölücü ve yıkıcı tehlikelere karşı Ulusumuz, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da birlik ve beraberlik içinde olacaktır. Türk milleti; tam bağımsızlık ve ulus egemenliğine dayanan; laik, demokratik, sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni, üniter devlet yapısı içinde korumaya ve sonsuza kadar yaşatmaya kararlıdır. Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla anıyor, tüm ulusumuzun,  örgütümüzün ve üyelerimizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyoruz. Tüm Yerel-Sen Genel Merkezi olarak, Hepimizin Cumhuriyeti, Hepimizin Bayramı sloganıyla, Cumhuriyet Bayramımızı Ankara’da Güven Park’ta Saat: 11.00 da başlayacak olan Birleşik Kamu-İş kortejiyle birlikte Anıtkabire yürüyoruz. Diğer İllerimizde yapılacak Cumhuriyet Bayramı Kutlama törenlerine Şube,İl,İlçe örgütleri olarak etkin katılım sağlanması hususunda;  Gereğini rica ederiz.

devamı

İzmir 3. İdare Mahkemesi: (Esas No: 2014/97 - Karar No:2014/855) İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Tümbelsen sendikası arasında 03.09.2010 tarihinde imzalanan ve 02.09.2011 tarihine kadar devam eden ilk toplu sözleşmede; Tümbelsen dışındaki sendikalardan ya da sendikasız kamu emekçilerinden, yapılan sözleşme gereği "dayanışma aidatı" alınamayacağına ve yapılan kesintilerin çalışanlara geri iadesine hükmetmiştir. Yukarıdaki sözleşme tarihi aralığında; Tümbelsen dışındaki sendika üyeleriyle sendikasız kamu çalışanlarından yapılan "dayanışma aidatı" kesintilerinin iadesi zorunludur. DAYANIŞMA (EMEKÇİLERİ SÖMÜRME) AİDATI NEDİR? Bir mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın; o idareyle yaptığı sosyal denge tazminatı sözleşmesinde kendisinden başka bir sendikaya üye olandan ya da hiçbir sendikaya üye olmayan emekçilerden kendi sendikasına gelir olması adına aldığı haksız ve hukuksuz paradır. Öte yandan; TÜMBELSEN’in bağlı bulunduğu konfederasyon KESK'in internet sitesinde “YASAL OLMAYAN DAYANIŞMA AİDATI İPTAL EDİLDİ” başlığıyla yer alan bir haberin olması nasıl bir sendikal anlayışla bağdaştırılabilir? Hal böyle iken emekçileri hala sömürmekten çekinmeyenlere ve açıklamalarının bile arkasında duramayanlara en büyük cevabı yine emekçiler verecektir. Kaynak linki: http://www.kesk.org.tr/content/yasal-olmayan-dayan%C4%B1%C5%9Fma-aidat%C4%B1-iptal-edildi ŞİMDİ SORUYORUZ BU İKİ YÜZLÜLÜK DEĞİL MİDİR? TÜM YEREL-SEN: MAHALLİ İDARELERDE YAPTIĞI SOSYAL DENGE SÖZLEŞMELERİNİN HİÇBİRİNDE DAYANIŞMA AİDATI ALMAZ! SÖZDE SENDİKALARA SESLENİYORUZ! DERHAL EMEKÇİLERİ SÖMÜRMEYİ BIRAKIN! NOT: İmzalanan diğer Toplu sözleşmelerden kaynaklı "dayanışma aidatı" adı altında halen devam eden sömürülere karşı açtığımız davalar da devam etmekte olup, amacı emekçilerin haklarını savunmak olması gereken sözde sendikaların, emekçilerin cebine el uzatmasına geçit vermeyeceğiz. KAZANDIK! YİNE KAZANACAĞIZ! YAŞASIN TÜM YEREL-SEN YAŞASIN BİRLEŞİK KAMU İŞ

devamı

Sokaklarda yandaş sendika diye bağırdığı İKTİDAR YANDAŞI BEMBİRSEN’le iş paraya gelince anlaşan ve bununla da kalmayarak bu emek sömürüsünü belgelemekten utanmayan ve birbirleriyle protokol imzalayarak, emekçileri sömüren dayanışma aidatını toplu sözleşme metinlerine koyan sendikaları kınıyoruz. Kamu çalışanlarını sefalete mahkum eden memuru zam alması bir yana enflasyona ezdiren sözleşmeleri imzalayan, emekçinin değil, İKTİDARIN SENDİKASI OLAN MEMURSEN’e bağlı ve mahalli idarelerde örgütlü BEMBİRSEN’le, KESK’e bağlı TÜMBELSEN emekçileri dayanışma aidatı adı altında sömürmekte anlaşarak sendikal tarihe utanç belgesi olarak geçecek bir protokole imza attılar. DAYANIŞMA (EMEKÇİLERİ SÖMÜRME) AİDATI NEDİR? Bir mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın; o idareyle yaptığı sosyal denge tazminatı sözleşmesinde kendisinden başka bir sendikaya üye olandan ya da hiçbir sendikaya üye olmayan emekçilerden kendi sendikasına gelir olması adına aldığı haksız ve hukuksuz paradır. Kaldı ki bu konuya dair; 4688 sayılı Kamu Emekçileri Sendikaları Ve Toplu Sözleşme Kanunu’nda dayanışma aidatına dair bir hüküm olamadığı gibi, bununla ilgili birçok yargı kararı da; emekçilerden bu sömürü aidatının alınamayacağına hükmetmiştir. Bu sendikalar, trajik bir şekilde kendi aralarında imzaladıkları protokole de uymayarak; işine gelmediğinde birbirleri ne de dava açıyorlar. Hatta TÜMBELSEN’in bağlı olduğu konfederasyon KESK kendi internet sitesinde “YASAL OLMAYAN DAYANIŞMA AİDATI İPTAL EDİLDİ” başlığıyla bir habere de yer vermekten kaçınmayarak kendini inkâr ediyor. Kaynak linki: http://www.kesk.org.tr/content/yasal-olmayan-dayan%C4%B1%C5%9Fma-aidat%C4%B1-iptal-edildi Konuya dair başka bir kaynak linki: http://www.kamudan.com/dayanisma-aidati-mahkemelik-olacak-1097.html Öte yandan İKTİDAR YANDAŞI MEMURSEN’e bağlı BEMBİRSEN’de bu konuda uzlaştıklarını söylerken TÜMBELSEN’in buna rağmen kendilerine dava açmasını eleştiriyor. Kaynak Linki: http://www.rehberbucak.com/haber/9428/BURDUR..BEM.BIRSEN'D.EN..TUM.BEL.SEN%E2%80%99E.CEVAP#.VEpNBfmsVvg ŞİMDİ SORUYORUZ BU İKİ YÜZLÜLÜK DEĞİL MİDİR? TÜM YEREL-SEN: MAHALLİ İDARELERDE YAPTIĞI SOSYAL DENGE SÖZLEŞMELERİNİN HİÇBİRİNDE DAYANIŞMA AİDATI ALMAZ! SÖZDE SENDİKALARA SESLENİYORUZ! DERHAL EMEKÇİLERİ SÖMÜRMEYİ BIRAKIN!

devamı

AKP Siyasi İktidarının politikaları içte ve dışta çökmüştür.AKP Siyasi İktidarı Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Amerika-Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri ABD-AB'nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri ABD-AB 'dan almaktan vazgeçmelidir. Hangi istiklal vardır ki, ABD-AB nın nasihatleriyle, ABD-AB nın planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir! Son günlerde Türkiye genelinde yaşanan olaylar dikkatle, kaygıyla izlenmektedir.Son süreçte Emperyalizmin masum insanlara-onların toprak bütünlüğüne-doğal kaynaklarına-emeklerine ve emekçilerine saldırılarıyla, Mısırda, Cezayir'de, Libya'da, Irakta, Suriye'de, Kobani’de yaşanan insanlık dramına ve sınırımızdaki IŞİD- PKK varlığına kayıtsız kalınamayacağı açıktır. Ancak; IŞİD, PKK, Hizbullah, terör örgütünün sergilediği vahşet bugün başlamayıp, yıllardır devam etmektedir. PKK terörünün masum çocukları katletmesine, Kurum ve kuruluşlarımıza saldırılarına, Okulları yakmasına, Sanayi tesislerini bombalamasına, Bayrağımıza saldırısına, 30 bin insanımızı canına, ülkemizin milyarlarca dolar kaybına sebeb olmasına, Emperyalizmle ve feodalizm ile yıllardır açıkça işbirliği yapmasına yıllardır ses çıkarmayan içimizdeki hainler;  Kobaniyi bahane ederek, kalkışma senaryolarının provalarını yapmakta, şehirlerimizi yakıp-yıkmakta, Atatürk büst ve heykelleri ile bayrağımıza alçakça saldırılar düzenlemektedirler. Çirkin olan bu ülkenin kurumları olduğunu iddia eden kimi "Kuruluşlar-Sendikalar-Konfederasyonlar" bu alçakça saldılara destek verebilmektedir.  Eylemler gericidir ve ırkçıdır, İnsani olsa, Telaferde yaşayan 400.000 Türkmene IŞİD saldırısı olduğu ve Türkmenler vahşice öldürüldüğünde bu ırkçı, mezhepçi, sahte solcu, sarı sendikacılardan, emperyalist maşalardan neden hiç ses çıkmadı?   PKK’lılar ve destekçileri, İŞID’la aynı kafa yapısında olan Vandallardır. Hiç kimse bu Vandalların aynı İŞID gibi bebekleri, kadınları ve yaşlıları katlettiğini unutmadı. Kurucu ve kurtarıcımızın başta olmak üzere bütün değerlerimize saldıran bu eli kanlı teröristlerle müzakere ederek onları şımartanlar da PKK’nın suç ortağı olduğu unutulmamalıdır. Kobani'de yaşanan dramın, ülke içinde şiddet yoluyla dışa vurulmasını ve ülkemizin eski karanlık günleri anımsatan manzaralara sahne olacak şekilde can kayıpları yaşanmasını, ortak değerlerimiz olan Atatürk büst ve heykelleri ile bayrağımıza yapılan çirkin saldırıları, eğitim kurumlarına kadar uzanan yakıp yıkma eylemlerini Tüm Yerel-Sen olarak şiddetle kınıyoruz. Sınırımızda insani olarak üzüntü ile izlediğimiz bütün bu gelişmeleri; Ülke menfaatlerimiz - ülke bütünlüğümüz - doğamız - insanımız önceliklerimiz olmak üzere siyasi İktidar tarafından dikkatle değerlendirilmesini ve vatandaşımızı iç ve dış terör ve  şiddetten koruyacak tedbirlerin demokratik ilke ve teamüller çerçevesinde derhal hayata geçirilerek, ülkemizi kardeş kavgasına sürükleyen karanlık projelere seyirci kalınmadan derhal müdahale edilmesini bekliyoruz. Tüm Yerel-Sen olarak; tüm toplum kesimlerini ve tüm kurumları sağduyulu olmaya, her türlü şiddet eylem ve söylemine karşı durmaya, sorumlu davranmaya ve provokasyonlara karşı dikkatli olmaya davet ediyoruz.   Karanlık oyunlara gelmeyeceğiz...

devamı

Ankara Büyükşehir Belediyesinde yapılan sürgünlerle ilgili yürüttüğümüz hukuk mücadelesi zaferle sonuçlandı.Yapılan İşlemin Haksız ve Hukuksuz olduğuna karar veren T.C.ANKARA 7. İDARE MAHKEMESİ  ; Ankara Büyükşehir Belediyesince yapılan görevlendirilmenin geçici görevlendirme mahiyetinde bir işlem olduğu, ancak dava konusu görevlendirme işleminde görevlendirmeye ilişkin her hangi bir süre öngörülmediği, bu durumun geçici görevlendirme müessesesinin niteliği ile bağdaşmadığı ve geçici görevlendirmenin şartlarının gerçekleşmediği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. Öte yandan dava konusu işlemin geçici görevlendirmeye ilişkin olması nedeniyle uygulanması halinde telafisi imkansız zararlara sebep olabileceği de açıktır. Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin, uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına oybirliğiyle KARAR VERİLMİŞTİR.

devamı

EMEK SÖMÜRÜSÜNÜN OLMADIĞI, ADALETİN ve BARIŞIN HAKİM OLDUĞU, SEVDİKLERİNİZİN YANINIZDA OLDUĞU,ÇOCUKLARIMIZIN SAVAŞA KURBAN VERİLMEDİĞİ, İNSAN ve DOĞA ODAKLI BİR DÜNYADA; SAĞLIK, MUTLULUK ve BAŞARI DOLU NİCE BAYRAMLAR DİLERİZ.  

devamı